TUTARSIZLIK, LAF EBELİĞİ VE ŞARLATANLIK ALTINDA KALAN HALK!.

  • 04 Haziran 2012
  • 560 kez görüntülendi.
TUTARSIZLIK, LAF EBELİĞİ VE ŞARLATANLIK ALTINDA KALAN HALK!.

Haksızlıkların önünde eğilenler, haklarıyla beraber onurlarını da kaybederler…

 Aşırı demokrasinin bir takım özellikleri veya seçme ve seçilme yasalarının kötü ve siyasal çıkarlara göre düzenlenmesi, bir tiranın ortaya çıkıp kendi durumunu sağlamlaştırmasına neden olur. Tiran da halk da dalkavuğa büyük değer verir. Tiran, insanların az eğitim almışlarından ve yoksullarda hoşlanır, önünde yerlere kapananları sever. Bağımsız ve özgür ruhlu bir kimse ise böyle şeyler yapmaya yanaşamaz. Değerli kişiler dostluk ederler, dalkavukluk değil..

 

Tipik bir tiran, ( siyasi gücü elinde tutan zorba ) ciddi ve özgürlüğe eğilimli insanlardan hoşlanmaz. Kendisini tek güç sayar; birisi kalkıp kendi düşüncelerini özgürce söylemeye hakkı olduğunu iddia ederse, tirana üstünlüğünden ve mutlak efendi olmasından bir şeyler eksiliyormuş gibi gelir. Dolayısıyla, düşünce sahibi olanlardan tiranın hoşlanmayışı korkuya dayanmaktadır. Bu gibi kimseler onun konumunun potansiyel yıkıcılarıdır. Tiran, ayrıca yabancılarla iş birliği yapmaya, onları yanına almaya meraklıdır. Çünkü karşısında olan yurttaşları gizli düşmandır, ötekilerin ise, ona etkin bir karşıtlıkları yoktur..

 

Tiranın ülkesinde yurttaşlarına karşı izlediği politika amaçlara göre, üç başlık altında toplanabilir: Bağımsız kafaları olmamasını, birbirlerine güvenmemelerini ve herhangi bir şeyi gerçekleştirecek güçleri bulunmamasını ister. Bu üç noktadan birincisinin anlamı besbellidir; cılız kafalar bir direniş tasarlayamazlar. İkincisi, insanlar belli düzeyde bir bilince sahip olmadan tiranlığı yıktığı hiç görülmemiştir. Dolayısıyla Tiranlar, liyakatli insanlara, kendileri için tehlikeli gördüklerine her zaman düşmanlık güderler. Üçüncü başlık altında toplananlarda açıktır; hiç kimse gücünün yetemeyeceği bir şeye kalkışmaz. Sonuç olarak Tiran: Halkın güveni, gücü, kafası olmamasını ister. Her şeye rağmen tiranlıklar pek ender uzun ömürlü olurlar.. 

 

Demokrasinin olmazsa olmazları: Mutluluk, güvenlik arama ve sahip olma hakkı; tüm güç halkındır ve halktan gelir; halkın, ulusun, kamuoyunun ortak yararı esastır; hiçbir kişi ve kişiler topluluğuna özel veya ayrı kazanç ya da imtiyaz verilmez; yasama, yürütme ve yargı gücü kesinlikle birbirinden ayrı çalışmalıdır; meclislerde halkın temsilcisi olarak hizmet verecek üyelerin seçimi serbest olmalıdır; özgürlüğün kalesi olan basın faaliyetleri hiçbir koşul altında sınırlandırılmaz; herkes vicdanının buyruklarına göre dinini özgürce yaşam hakkına sahiptir; doğal ve daimi hakları korumak için baskıya karşı direnme hakkı vardır; özgürlüğü, başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmeyi kapsar; yaşamın yasaklamadığı hiç bir şey engellenemez; her yurttaş serbestçe konuşabilir, yazabilir ve fikirlerini yayınlayabilir; vergi tüm yurttaşlar arasında imkanları oranında eşit olarak dağıtılır; toplumun tüm kamu görevleriyle ilgili olarak hesap sorma hakkı vardır…

 

‘‘ Kendi kendini yönetme ’’ veya ‘‘ Halkın iktidarı ’’ ifadeler, sorunun gerçek yüzünü ifade etmediği bu defa uygulamalarla ortaya çıktı. ‘‘ Kendi kendine yönetme ’’, her bireyin kendisi tarafından yönetilmesini değil, aksine, diğer kimseler tarafından yönetilmesini ifade etmektedir. Halkın iradesi, pratik hayatta halkın sayıca en fazla olan kısmının idaresi anlamına gelmektedir. Yönetime getirilen bu kez halkın diğer bölümü üzerine baskı kurmasını önlemek, istismarın önünü kesmek içinde sınırlar getirmesiyle yüz yüze gelinmiştir. Sonuçta ortaya, ‘‘ çoğunluğun diktatörlüğü’’ korkusu çıkmış; daha da ötesinde, toplumun bizzat kendisi de tek tek baskı uygulamasına teşebbüs etmiştir.

 

Siyasal zorbalıkların çoğundan daha korkunç bir toplumsal zorbalık, yaşamın ayrıntılarına çok daha derin biçimde nüfuz ederek, bizzat bireysel ruhun kendisini esaret altına alır ve böylece bireye daha az kurtuluş yolu bırakır. Bu nedenle, iktidarın zorbalığına karşı koruma yeterli değil, aynı zamanda toplumda baskın olan, duygu ve düşüncenin diktasına karşı da korunma gereklidir. Genel düşünce bireyin bağımsız ve özgür, zihin ve ruh varlığını köstekleyecek ölçülere bağlı olmamalıdır. Bireysel özgürlük ile toplumsal denetim arasındaki ayarlamanın nasıl yapıldığı da her şeye rağmen hale olması gerektiği gibi çözümlenememiştir..

 

Hükümetin şekli ne olursa olsun, özgürlüklere bütünü itibariyle saygı gösterilmeyen hiçbir toplum özgür değildir. Bu özgürlüklerin kayıtsız şartsız var olmadığı hiçbir toplum özgür olamaz. Her birey gerek bedensel, gerek zihinsel ve ruhsal bakımdan kendi sağlığının yegâne bekçisidir..

 

Haksızlıkların önünde eğilenler, haklarıyla beraber onurlarını da kaybederler…

 

Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ