Kavun Karpuza Şükretme Çağı !

  • 02 Haziran 2012
  • 1.107 kez görüntülendi.
Kavun Karpuza Şükretme Çağı !

Niccolo Machiavelli’yi malumunuz hemen hemen neredeyse hepimiz,özellikle yoğun şekilde kitap okuyan herkes iyi bilir ve tanır.Bilmeyenler için de yine de bir kısaca tanıtmak gereklidir zat-ı muhterem’i…

Efendim,Niccolo Efendi  (3 Mayıs 1469 – 21 Haziran 1527), tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. En ünlü eseri Prens‘te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi. Tüm yaşamı boyunca İtalya’nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, “Makyavelizm” terimi bir düşünce sisteminden çok “amaç için her yolu mübah gören” politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de DiderotRousseauFichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel‘e göre “Machiavelli’nin gayesi, yani İtalya‘nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır.” Hegel O’nun yöntemini şöyle özetler: “Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez.” İtalyan komünist filozof Antonio Gramsci ise O’nu “erken gelmiş Jakoben olarak tanımlar.

Ayrıca Niccoló Machiavelli, Rönesans İtalya’sında geçen Assassin’s Creed II ve Assassin’s Creed: Brotherhood video oyunlarında önemli bir figür olmuştur.

Gel gelelim bunların bizimle ne ilgisi var ? Evet çok ilgisi var ! İlgisi olmasaydı ya da ihtiyaç duyulmasaydı,bunun yerini şu an spor ya da sanat almıştı.Amma velakin bu yüce halk dediğimiz,bağrımıza basıp Cumhuriyet’i kurduğumuz milletimizin bazısı yaramazlık yapmış ve seçimler de ülkeyi yerin dibine batıran bir şahsa,yani Osman PAMUKOĞLU tabiriyle SUSAKLAR’a emanet etmiş..

Aferin iyi yaptınız ! (Aslında kalemim sert olabilir.Ama ruhen çok canayakın insanımdır. 🙂 )

A.B.D’nin konuşlandırdığı,bir atın 10 saniye dahi üstünde tutmadığı ve iktidara geldiği günden beridir Okyanus ötesinden direktifler ve talimatlar alan ampul logolu parti’nin Genel Başkanı’da çıkmış aklınca kavun karpuz satar gibi ülkeyi satıyor.İyice fakirleştiren,dilenci durumuna düşürülen,vatandaşa “Ananı da al git !” denilen,şehite kelle,eşkıya reis’i Abdullah’a Sayın denilen,Türk askeri’nin başına çuval geçirilen ülke’nin halkı ise bu adam için “olmazsa olmazımızdır.” “ya ya ya şa şa şa Recep Paşa çok yaşa” “Recep’i üzmek Allah’ı üzmektir.” diyebilen bir cins toplum..

Yapılanları görmeyen,görüpte “amaaan banane,ülkeyi ben mi kurtaracam Allah aşkına” diyen,oy verip niye verdiğini bilmeyen,Anadolu elden gittiği halde meydanlara korkaklığından çıkamayıp,sosyal paylaşım sitelerinden vatan kurtaran insanlarla doluyuz..

Evet , Machiavelli emmi’ye göre adım adım hükümdarlığa gitme ve halkı esir alma metodlarını görüyoruz bugün de…

  SİVİL HÜKÜMDARLIK HAKKINDA

 

Ekleyelim ki; halkın düşmanlık beslemesi hükümdarın güvenliği tehlikedir; halk çoğunluktur. Fakat seçkinlerin düşmanlıklarına karşı hükümdar kendini daha kolay koruyabilir; çünkü seçkinler sayıca azdır.

Halkın kendisine düşmanlık beslemesinin getireceği asıl kötülük, onun kendisini  terk etmesidir.

İşbilir bir hükümdar,halkını her koşulda kendisine muhtaç halde tutmalıdır. Onların kesintisiz bağlılığını kazanmanın tek yolu budur.

HÜKÜMDARLIKLARIN GÜÇLERİNİ ÖLÇME YOLLARI

 

Bana göre,sadece kendi gücüne dayanıp,insan ve para gücüyle iyi bir ordu kurup gelebilecek her türlü saldırıya yanıt verebilen hükümdar,tam hükümdardır.Ama kendi başına savaşacak gücü olmayan ve şehrinin surlarına sıkışıp kalan hükümdar sürekli başkalarının gücüne gereksinim duyar.

Şehrini güçlendirip donatan ve halkının sevdiği bir hükümdarın ülkesine saldırmak zordur.

(Almanya’da askeri eğitim de hayli önemsenir.)

PARALI ASKERLER VE MİLİS ÇEŞİTLERİ

 

Yeni,eski ya da karma bütün hükümdarlıkların ana temelleri iyi yasalariiyi ordulardır.

Hükümdar,devletinin korumasını paralı askerlere bırakırsa asla güvenlikte olamaz,çünkü bunlar arasında birlik bulunmaz; açgözlü,sıkıdüzensiz ve sadakatsizdirler. Dostlar arasında cesur,savaş meydanında tabansız bulunurlar.

Onların hükümdarın yanında bulunma nedenleri sadece paradır ve bu para da yolunuza ölmelerine yetmez. Savaş olmayan dönemlerde asker olmayı çok isterler fakat savaş gelip dayandığında,kaçarlar ya da kaçmak isterler.

Büyük işlerin üstesinden silahlı cumhuriyetlerin ve hükümdarların geldiği,paralı orduların zarardan başka bir şey getirmediği sayısız deneyle kanıtlanmıştır.

YARDIMCI, KARMA VE ULUSAL ORDULAR

Yararsız olduklarına değindiğim ordulardan biri de yardımcı ordulardır; bunlar bir hükümdarın yardım ve savunma amacıyla çağırdığı güçlerdir.Çünkü yenildiklerinde yenilir, kazandıkların da onların tutsağı  olursunuz.

Özetlersek, paralı orduların savaşta ki gevşekliği  ve uyuşukluğu, yardımcı askerlerin sıkıdüzeniyse en büyük risktir.

Bir çıkarsamaya ulaşırsak, bir hükümdarın kendi ordusu yoksa, hiçbir zaman güvende olmaz. Düşmanlara çıkarsız karşı koyacak ve kendisini koruyacak kimse olmadığı için yazgının elinde oyuncağa döner.

HÜKÜMDARIN ORDUYLA İLGİLİ GÖREVLERİ

Bir hükümdar, savaş ve ordusunu düzenleme, sıkı düzenini sağlama dışında bir şey düşünmemeli,elini başka bir işe sürmemelidir.

Görülmüştür ki,orduyla uğraşmayı değil,eğlenceyi seven hükümdarlar tahtlarını yitirmiştir.Bu yitirişin asıl nedeni askerlik sanatını boşlamalarıdır.Fakat sanata gereken önem verildiğinde,başka devletler de elde edilir.

ACIMASIZLIK VE MERHAMET HAKKINDA

SEVİLEN BİRİ OLMAK MI , KORKULAN BİRİ OLMAK MI İYİDİR ?

İnsanlar sevilenin değil,korkularının şiddetinden ürkerler.Fakat korkunun bağladığı insanlar ceza görme korkusu taşıdıkları için,bu bağlarını koparmazlar.

Bir hükümdar,askerlerinin başındayken,emri altındaki askerler için acımasız biri olarak tanınmaktan korkmamalıdır.Bunu yapmazsa,ordusunun birliğini sağlayamaz,askerlerini çarpışmaya hazır halde tutamaz.

HOŞGÖRÜLMEKTEN VE NEFRET EDİLMEKTEN KAÇINMAYA DAİR

Bir hükümdarın uzak durması gereken iki şey vardır: uyrukları,,dış  güçler.Dış güçlere karşı kendisni donatımlı bir ordu ve iyi dostlarla savunur.

Dış güçlerin devinmediği zamanlarda da uyruklarının bir suikast düzenleyeceğinden korkulur.Bunun önüne geçmek için hükümdarın hor görülmemekten ve nefrete hedef olmaktan uzak durması,halkın kendisini sevmesini sağlaması gerekir.

 

 

 

                      HÜKÜMDARIN SIK SIK YAPTIRDIKLARI

KALELER VE ÖTEKİ ŞEYLER ONLARA YARAR MI GETİRİR, ZARAR MI

En sağlam kale halkın sevgisidir.Eğer sizi sevmeyen bir halkınız varsa, ne kadar kaleniz olursa olsun,kendinizi  güvende sayamazsınız.

Siz doğru olanın değilde güçlü olanın peşinden giderseniz, sizi doğru olmayan güçler yönetir”

Bu seçim; benim,senin,onun,bunun,geleceğimizin ve kısacası Türk toplumu adına kritiktir..

Örgütlenin,örgütlenin,örgütlenin,örgütlenin…

Haydi selametle kalın.. :))

BURAK MANAP

https://twitter.com/#!/burakmanap

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ