KAMUOYUNA DUYURU 2

  • 03 Eylül 2012
  • 661 kez görüntülendi.
KAMUOYUNA DUYURU 2

VATAN HAİNLİĞİ…

KOMEDİ Mİ?  TRAJEDİ Mİ?  YOKSA SATILMIŞLIK MI?  HİÇBİRİ DEĞİL!  DOĞRUDAN VATAN HAİNLİĞİ…

Ben, “vatan haini” sözünü, ne konuşmalarımda kullanırım, ne de yazılarımda.  Kimse duymamış ve okumamıştır.  Çünkü bu söz kullanıldığı zaman, her şey bitmiştir ve mutlaka bir işlem gerekir.

31 Ağustos 2012 gecesi, adına ister “yandaş”, ister “besleme”, isterse “yalaka” deyin fark etmez, bir TV programında yan yana getirilmiş müptezeller tarafından tam bir çadır tiyatrosu oyunu sergilenmiştir.  Bu benzeri sahneler HABERTÜRK’deki programda suratlarına yumruğu yemeleri ile halkın olup bitenlere dikkatini toplamasından sonra başlamıştır.
Cahilliklerin ve aptallıkların ölçüsü ise, en hayalperest insanın ölçülerinin üstündedir (Programda biri var ki, halen asker kaçağıdır).  Çok önemli bir husus da bizim bu silahlı mücadeleyi kimlerle yapıyor olduğumuzdur!.. Gelelim şarlatanlıklara!..
1.  Hakkari, İran ve Irak’la sınırı olan tek ildir.  Dört merkez ilçesi, 100 köyü ve 670 mezrası ile bir dağlar vilayetidir.  Irak ve İran’daki PKK kampları ile etrafı çevrilidir.  Hakkari’de 44 jandarma karakolu, 60 askeri üs ve kışla bulunmaktadır.  Hem İran hem de Irak üzerinden yıllardır önü kesilemeyen kaçakçılık sürüp gitmektedir.  Osman Pamukoğlu Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Hakkari Dağ ve Komando Tugayının komutanlığına atanmış bir Karacı Generaldir.  Bu Tugay, Kıbrıs harekatına katılmış, sonra Bolu’ya, oradan da Şemdinli olayları üzerine 1984’de Hakkari’ye intikal etmiştir.  Hakkari içindeki tüm kamplara ve Kuzey Irak’dakilere defalarca operasyon yapan birlik bu üstün vasıflı tugaydır. Paketlenerek TV programına getirilen asteğmen Çukurca’da bulunan Jandarma Komando Taburu’nun bölüklerinden birine mensuptur.  Jandarma Komando Taburu, bulunduğu yerdeki mevzii operasyonlar ile Çukurca’da bulunan Çukurca Jandarma Sınır Alay Komutanı’nın komutasında, teşkilat yapısı ile de Hakkari İl Jandarma Alay Komutanlığı’na  bağlıdır. Yani, haberleşme, komuta, disiplin ve lojistik yönden her şeyi ile yasal konumu budur.  Şimdi; cahil adam ne diyor?  “Korucu bana haber getirdi, bölük basılabilir.  Ben de yukarıya bildirdim.  Bana ‘Orası değil, başka yer’ dediler” dedi. Yukarısı neresi?  Önce başında ve aynı bölgede bulunan bölük komutanı, tabur komutanı ve sıralı jandarma alay komutanları mı?  PKK gelecekse, onlar da avuç içi kadar aynı yerdeler.  Bu üsteğmenler, yüzbaşılar, tabur ve alay komutanlarının hepsi sıradan gelsinler, bizi ve askerlerimizi öldürsünler diye mi bekliyorlar?  Korucuların zaman zaman PKK’ya çalıştığını, baskınlara önayak olduklarını anlamayan bu garip, disiplin yapısı bozuk olduğu için saçmalayıp duruyor.  Onun bulunduğu yere de 160-200 kişilik bir PKK grubu gelemez.  Oraya gelebilmek için bütün sınır karakol hattından, sınır bölüklerinden ve Çukurca ilçesi’nin üstünden geçmek gerekir.  Bu, bölüğü saldırıya uğradığı dediği o dönemde hemen hemen tüm karakollarla yapılan silahlı tacizden başka bir şey değildir.
2. Bölgede OHAL uygulandığı için, Anadolu’dan gelen taburlar ile bölgedeki tüm jandarma birlikleri de emir ve komuta sırasıyla Dağ ve Komando Tugay Komutanı’na operatif faaliyetler yönünden bağlıdır.  Adli, idari ve lojistik faaliyetlerini de kendi hiyerarşik yapısında yürütmüşlerdir.  “Ben generali hiç görmedim, telsizlerden dinledim.”diyor.  Benim Çukurca’ya bazen günde iki kere gittiğimden, günlerce ve haftalarca oradaki karakollarda kaldığımdan, Çukurca’daki jandarma kışlası civarında PKK’nın pususuna maruz kaldığımdan bile habersiz gafil..  “Telsiz dinliyormuş.”  Dağ ve Komando Tugayı’nın  komuta telsizi özel kriptoludur ve sadece komutana doğrudan bağlı olan subaylar çevrime dahildir.  Hakkari’de askeri örgütlenmede 368 tane tim vardır.  PKK da belli bir sürede bunların kullandığı frekansları öğrenir.  General, tim komutanlarına nereye, ne zaman, hangi birliklerle saldıracağını söyler mi?  Zaten konuşma dengesizliğine de bakıldığında ruhsal ve zihinsel yapısı her şeyi ortaya koyuyor.
3. Hakkari’de bizim dönemimizde ne bir köy ne de bir mezra tarafımızdan boşaltılmamıştır.  Sadece Çukurca Sınır Jandarma Alay Komutanlığı’na bağlı Köprülü Jandarma Sınır Taburu’na ait Üzümlü Karakolu’na 23 Aralık 1993 gecesi (ki, köy ile karakol iç içedir)  beşinci kez PKK’ lılarla birlikte köylüler de saldırmışlar, sonra da beraber zaten sınırın sıfır noktasında oldukları için Irak’a kaçmışlardır.  O bilinen Kuzey Irak’daki Mahmur kampının müdavimleri onlardır.
4. “Köye ateş ettik.” diyor.  İnsan durup dururken köye ateş eder mi?  Demek ki  bunlar devriye gezer veya mıntıkada dolaşırken ateş yemişler!..  Bu aymaz, ateş yiyip ölmediğine göre iki durum ortaya çıkar.  Ya kaçtı, ya da ateş edene ateş edip öldürdü veya kaçırdı!..  Peki ateş açma emrini bu mu verdi?  Bölük komutanı mı verdi?  Tabur komutanı mı verdi?  Yoksa mermiler üzerine yağmaya başlayınca askerler doğal olarak ateşle karşılık  mı verdi?  Bunu bile kafası almayan biri “Bir çocuk öldü.” diyor.  Bre aymaz!  Böyle bir şey olsa Kürt vatandaşlar savcılara koşmazlar mı?  En küçük bir hareketi meclise kadar yazıp çizenler, sizi bırakırlar mıydı?
5. Bu aymaz bir de topçu subaylığı yapmaya kalkışıyor.  Topçular yanlış yere atıyormuş, “Bir kerede mermiler bizim üzerimize düştü, kayıp verdik.”  diyor.  Böyle bir şey olsa, ahlaksız herif, biz bunun idari ve hukuki araştırmasını yapmadan bırakır mıyız?  Yalanın da bir sınırı yok herifte.  Topçu atışını manevra yapan kimse gerideki topçu mevzilerinden o birliğin mensupları istemez mi?  Hedefi ve koordinatlarını onlar belirlemez mi?  Emniyet payını düşünmez mi?  Ve obüsler hedefi görmeden kilometrelerce uzağa atış etmez mi?  Eğer isteği bu aymaz yaptıysa zaten o mermi kimseyi vurmamıştır.  24 saat şevk ve heyecanla atış görevlerini yapan dağ topçuları ve obüs bataryalarının subay, astsubay, erbaş ve erleri, bu kendini bilmeze mezara kadar gidecek rahmet okuyorlardır şu sıralarda…
6. “Biz yorulmuştuk, bizi Güven Dağı’na gönderdi.” diyor.  Anlaşılan o ki, bu, bizim Kuzey Irak kamplarına yaptığımız sayısız operasyonlardan birine katılmış.  O kampları nasıl altüst ettiğimizi anlatmıyor, “Yorulmuş!”.  Ben 778 gün o dağlarda yattım, kalktım. İlk kez onbinlerce kişiden duymadığım “Yorulduk” lafını bundan duyuyorum.  Ben, harekatlarda hücum hattına birliklerden önce giderim.  24 saat çarpışmaları takip eder ve manevraları yönetirim.  Ben o zamanlar 44 yaşındaydım. Ben niye yorulmuyorum? Niye hiç kimse ve birçok kimse yorulsa da bunu Türk askerine yakıştırmadığı için söylemiyor da bu söylüyor?  Güven Dağı bizim sınırlarımız içinde ve yanında da Hakan Tepe Jandarma Sınır Karakolu mevcuttur.  Kuzey Irak’daki Avaşin kampına saldırırken ben de Hakan Tepe’de bulunurdum.  Kampa giden direkt mihver buradan geçtiğinden ve en kritik yer olduğundan bu bölgede her hücumda daima Dağ ve Komando Taburları yer almıştır.  Jandarma Komanda Taburu’nun tamamı harekata katılsa 200-250 kişiyi geçmez.  Dağ Komandoları ise her seferinde en az 600 kişiyle harekata katılır.  Zayıf bir birlikle merkezden taarruz edilir mi?  Ben Jandarma Komando Taburu’na Kuzey Irak’da görev verdiysem bu ne demek?  Geri bölgede, Çukurca alanında artık tehlike ve tehdit kalmadı demek değil mi?
7. Konuşmanın cehalet kısmının doruğa çıktığı yerlerde ise, katır ve eşek hikayelerini, bir askerin de katır yakalayayım derken, antitank mayınının nasıl yanında patladığını anlatıyor.  Ben niye 20.000 seçme subay, astsubay ve gönüllüden oluşacak diyorum?  Zihinsel, ruhsal ve fiziksel özel testlerden geçecekler diye ısrar ediyorum?  Niye 4 ay aç susuz dağlarda eğitim vereceğiz, şayet testlerden geçemezlerse eğitimi 2 ay daha uzatacağız, başaramayanları geri göndereceğiz diyorum?  İşte dün akşam herkes gördü. Ben yıllarca piyade okulunda her devre 1400’lük paketler halinde onbinlerce yedek subay yetiştirdim.  Malı görünce hemen anlarım.  Çok mükemmel yedek subayların yanında, sırf yüksek öğrenim diploması var diye hepsine subay rütbesinin verilmesinin de sonu budur.
8. Hakkari’de benim komutamda, 4 Dağ ve Komando Tugay Komutan Yardımcısı, Piyade Komando Albay, 6 Jandarma Alay Komutanı, çeşitli sınıflara mensup 28 Tabur Komutanı, Binbaşı ve Yarbay, 10 Kurmay Subay, 4000 Subay ve Astsubay ve 55.000 asker, bir insanın dayanabilme sınırlarının üzerinde, 24 saat fasılasız faaliyet gösterdiler.  Bugün hepsi sağ ve bütün bu terbiyesizlikleri nefretle izliyorlar.  Onlar ne mi yaptı?  12-13bin kişilik dağ kadrosunun büyük kısmının yok edilerek sayılarının 5000’e inmesini sağladılar.  Onlar kimseden iltifat ve övgü de beklemiyorlar.  Ama şeref ve onurlarına karşı yürütülen faaliyetleri de asla affetmezler.
9. Terbiyesiz ve şarlatanların eline geçmiş TV’nin altyazılarına bakan, ne kadar hain ve aşağılık insanlar olduğunu görecektir.  Aymaz asteğmen ne diyor?  Altyazıya ne yazıyorlar?  Her soytarının programı eninde sonunda biter.  Peki, sonra ne yapacaksınız?
10. Bu hokkabazların yaptıkları şarlatanlıkları PKK bile yapmamış, yapacak söyleyecek bir söz bulamamıştır.  Örnek mi?  Serdar Akinan’ın belgeselden yazdığı “Kan Uykusu” kitabının son bölümünde PKK 5. Kongre tutanakları var.  Bölge sorumlusu Nizamettin Taş: “Hakkari’de başarılı olamadım.  TC ordusu imkan tanımadı. Beni yargılayın, suçluyum.”  Şemdin Sakık’ın kitabından: “Osman Paşa’yı ben ve örgüt çok iyi tanırız.  Herkesden farklı, yiğit ve dürüst bir Türk subayıdır.”  Karayılan’ın yayınlanan kitabında ise sadece şu var: “Osman Pamukoğlu Paşa, ‘Unutulanlar Dışında Yeni Birşey Yok’  isimli kitabında Kato dağında yapılan operasyonda 63 PKK’lının yok edildiğini yazmış.  Bu doğru değil, daha azdır.”
Daha fazla uzatmanın alemi yok!..  Bu ülke bindi bir alamete, gidiyor kıyamete.  Eğer millet hızla uyanmaz ve yurtseverliğini sergilemezse ne kendinin ne çocuklarının ne de topraklarının güvenliği ve selametini rüyalarında bile göremez.  Ve son söz bir Türk-Moğol atasözü: “Ardından yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz…”  Sayı henüz çok düşük, arttırmalıyız!..

Osman Pamukoğlu

Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ