Bugün ‘Çiftçiler Günü’!..

  • 14 Mayıs 2012
  • 2.177 kez görüntülendi.
Bugün ‘Çiftçiler Günü’!..

İlk önce:

Çiftçi nedir? Kime denir? Ne yapar?

İnsan gücü ve çeşitli makinalardan faydalanılarak toprağın işlenmesi, ekilmesi, mahsulün elde edilip değerlendirilmesini içine alan üretim bölümü. Bugünkü çifçilik daha genel mânâda olup, hayvancılık ve kültür balıkçılığı da uğraştığı işler içinde mütâlaa edilmektedir. Eskiden çiftçilik teriminden bir çift hayvanın çektiği saban veya pullukla yapılan zirâat anlaşılırdı. Bugün en modern makinalarla yapılan fennî usûllerin uygulandığı çifçilik, ekonominin temelidir ve bu başlıbaşına bir ilim sayılmaktadır. Bu kadar geniş ve dalları olan çiftçiliği şu ana bölümlere ayırmak mümkündür:
1. Zirâat bitkileri: İnsanlara lüzumlu olan ana gıdâ maddelerinin üretimi bu bölüme girer. Diğer bölümlere göre en fazla toprak ile uğraşan koldur. Bu kısımda yetişen bitkilerin hepsi yıllıktır. Yâni bir sene içinde ekilir, toplanır. Özelliklerine göre dört ana gruba ayrılır:
a) Hububat: Buğday, arpa, yulaf, çavdar, mısır , darı çeltik gibi bitkiler olup, hepsi yurdumuzda yetişmektedir.
b) Baklagiller: Bakla, bezelye, fasulye, nohut, burçak, mercimek vb.dir. bunlara eskiden bakliyat denirdi. Hepsinin memleketimizde bol miktarda zirâati yapılır.
c) Endüstri bitkileri: Yağ, dokuma, şeker, sigara endüstrisinin ham maddesini meydana getirirler. Çeşitleri memleketimizdeki değişik bölgelerde bol olarak elde edilir. Bunların başlıcaları: Tütün, pamuk, haşhaş, şekerpancarı, keten, kenevir, susam, ayçiçeği, yer fıstığı, anason ve patatestir.
d) Otlak ve yem bitkileri: Bunlar hayvanlara yem olarak yetiştirilir. Bilhassa sulak arâzide bol miktarda ekimi yapılır. Yazın yaş olarak, kışın da kurutulmuş olarak hayvanlara verilen otlak ve yem bitkileri memleketimizde bol olarak yetiştirilir. Çeşitli çayır otları, yonca, fiğ, bu bitkilerin en önemlilerindendir.
2. Bağ-bahçe bitkileri: Büyük emek ve devamlı bakım isteyen bu bitkiler dört ana bölüme ayrılır:
a) Meyvecilik: Çok çeşitli meyvelerin yetiştiği yurdumuzda 50den fazla türde ağacın ekimi, bakımı yapılıp, meyvesi alınmaktadır. Bunların başlıcaları elma, erik, armut, şeftâli, kayısı, kiraz, vişne, zeytin, kestâne, çam fıstığı, ceviz, fındık, kiraz, portakal, limon, greyfurt ve muzdur.
b) Bağcılık: Doğu Anadolunun yüksek yerleri, yaylaları, Karadeniz bölgesinin bol yağış alan yerleri hâriç, Anadolunun her yerinde yetiştirilir. Ege bölgesi, Orta Anadolu önemli bağcılık bölgeleridir. Bir kısmı ihraç edilen üzüm, yaş olarak yendiği gibi, pekmez yapılarak ve kurutulmak sûretiyle kışın da tüketilmektedir.
c) Sebzecilik: Tâze olarak yendiği gibi konserve ve kuru olarak da kullanılan bitkilerin zirâatı memleketimizde bol miktarda yapılmaktadır. Son yıllarda seracılığın gelişmesi iklimi müsâit olan yurdumuzda her mevsim tâze sebze bulunmasını mümkün hâle getirmiştir. Çiftçiliğin bu bölümünde az topraktan bol mahsul elde edilir.
d) Çiçekçilik ve süs bitkileri: Bâzı memleketlerin ihraç ederek milyarlar kazandığı zevkli, özel bilgi isteyen bir daldır. Park ve bahçeleri, evleri süsleyen ve seralarda özel olarak yetiştirilen çiçeklerin binlerce türü vardır.
3. Hayvancılık: Çiftçiliğin temel konusudur. Hayvanlardan elde edilen süt, yoğurt, peynir, yumurta, et, gibi gıdâların yanında deri, yün ve gübrelerinden de istifâde edilmektedir. Bir kısmı binek olarak kullanılmaktadır. Hayvancılık üç ana bölüme ayrılır:
a) Büyük baş hayvanlar: Bu hayvanlar ahır ve çayırlarda sürü hâlinde yetiştirilir. Başlıcaları at, sığır, eşek, katır ve devedir.
b) Küçük baş hayvanlar: Koyun, keçi ve bunların çeşitleri bu üretimin içine girerler.
c) Evcil hayvanlar: Tavuk, kaz, ördek, tavşan, hindi daha ziyâde küçük işletmeler hâlinde yetiştirilir. Son senelerde adetleri artan tavuk çiftlikleri bol miktarda yumurta ve et üretmektedirler.
4. Pazarlama: Yetiştirilen ürünlerin tâze ve kuru olarak pazarlama bölümüdür. Yolların ve sevk edilecek vâsıtaların bulunması ürünlerin pazarlanmasını kolaylaştırmaktadır. Fabrikalar kurularak hammaddeler işlenmekte, insanların kullanacağı hâle getirilmektedir. Şeker, yağ, dokuma, süt, peynir, un fabrikaları en önemlileridir.
5. Tarım hastalıkları: Tarlada, bahçede, bağda, ahırda, depo edilen yerlerde alınacak koruyucu tedbirler, ilâçlamalar, ürünleri hastalıktan korur. Bunlar zamanında, bilgili olarak yapılacak olursa verim artar, daha iyi ve bol mahsul elde edilir. Tarım Bakanlığının kuruluşları, çiftçilere bu konuda yardımcı
olarak bol ürün elde etmelerini sağlamaktadır.
6. Toprağın sulama, bakımı ve gübrelenmesi: Çiftçiliğin en önemli koludur. Bunların fennî usûllerle yapıldığı zaman verim o kadar fazla olur. Yağmur sularının ve rüzgârların aşındırması bunlara karşı alınacak tedbirler de bu bölümün içine girer.
7. Tarım makinaları: Çiftçilikte bol miktarda makina kullanılmakta, böylece daha fazla ürün alınmaktadır. Bu tarım âletleri; toprağın hazırlanması, ekimin yapılması, bitkilerin bakımı, ürünlerin toplanması, ambalajlanması gibi değişik yerlerde kullanılan tür ve çeşitleri vardır. Çok miktarda olan bu makina ve âletlerin bakımı, onarılması, tarım makinaları bölümünü meydana getirmiştir.2. Alternatif : çiftçilik
Toprakta ekim, bakım, dikim ve yetiştirme yolları ile bitki, hayvan ya da hayvan ürünleri istihsalinde bulunmak ya da bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından işlenip değerlendirmek mesleğine verilen ad. Devamlı olarak bu işle uğraşanlara da “çiftçi” denir. Çiftçilik, insanların en önce uğraşmağa başladıkları bir sanat geniş bir bilim ve önemli bir istihsal şubesidir.Çiftçilik, üretmek istediği ürünün özellik, cins ve çeşidi ile bu işlerde kullanacağı vasıta ve imkânlar bakımından başlıca şu bölümlere ayrılır:1 – Bitki üreten asıl çiftçilik bölümü. Bu bölümde tarla kültürleri (hububat, bakliyat ve öbür bitkilerin üretilmesi) ile bahçe kültürleri (bağcılık, meyvecilik, sebzecilik, çiçekçilik) yer alır. Bunlardan tarla kültürleri, çoklukla geniş ölçüde istihsal edilen ve her biri ayrı kültür bitkilerinden ibaret olan bir bitki topluluğu ile çiftçiliktir. Bahçe kültürleri ise, tarla kültürlerine göre daha dar alanda daha sürekli çalışma ve daha geniş bilgi isteyen bir çiftçiliktir.

2 – Ehli hayvan üreten çiftlik (Zooteknik). Bu bölüm, ziraî iktisat bakımından bitki yetiştiren çiftçilik bölümü ile birlikte ve onunla tam bir işbirliği halinde yürütülür. Bu bölümde büyük hayvancılık (koşum ve binek hayvanları; et, süt, yün veren hayvanlar; deniz ve tatlısu balıkçılığı) ile küçük hayvancılık (tavukçuluk, kümes hayvancılığı, arıcılık, ipekböcekçiliği) kollan bulunmaktadır.

3 – Ürünleri kıymetlendiren çiftçilik sanatları bölümü. Bu bölümde bitkisel ürünleri kıymetlendirme sanayi (şarapçılık, biracılık, sirkecilik, pekmezcilik, rakıcılık, ispirtoculuk, ekmekçilik, yağcılık) ile hayvansal ürünleri kıymetlendirme sanayi (sütçülük, et konserveciliği, dokumacılık) yer almaktadır.

Dünya Çiftçiler Günü hakkında genel bilgi

14 Mayıs 1946 Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyon'unun kuru­luş tarihidir. Bu kuruluşun kısa adı İFAB’ tır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği bu kuruluşun üyesidir.
Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun kuruluş günü olan 14 Mayıs yalnız bizde değil kuruluşa üye bütün ülkelerde Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır.
Çiftçi, geçimini toprağı ekerek sağlayan kimsedir.
Dünya Çiftçiler Günü’nde radyo ve televizyonda çiftçinin sorunları dile getirilir. Bu konuda açık oturumlar düzenlenir. Hazırlanan özel prog­ramlarda, tarımda verimlilik konusu üzerinde durulur. Sulama, gübreleme, ilaçlama konusunda aydınlatıcı bilgiler verilir. Toprağın daha iyi işlenebil­mesi için ekim, dikim, bakım ve hasat işlerini yapmakta kullanılan alet ve makinalar tanıtılır. Yine Dünya Çiftçiler Günü’nde çok güç şartlar altında çalışan çiftçilerin ekonomimize katkıları anlatılır.
Dünya Çiftçiler Günü okullarda da kutlanır. Beslenmemiz için gerekli tarım ürünleri üreten çiftçilerimizin bağ, bahçe ve tarlada nasıl zor şartlar altında çalıştıkları açıklanır. Giyeceklerimizin ham, maddesi olan pamuğun, ipeğin, yünün üretilmesinde çiftçilerimizin çalışmaları anlatılır. Sınıflarda tarım ürünleri koleksiyonu yapılır. Çiftçilerle ilgili şiirler okunur. Okul gazetesine Dünya Çiftçiler Günü'nün anlam ve önemini açıklayan yazılar hazırlanır. Gazete ve dergilerde yayınlanan yazılar kesilerek değerlendirilir.
Nüfusumuzun büyük çoğunluğu köylerde çiftçilik yapar. Çiftçiler her mevsimde çalışırlar. Bu çalışmalarının sonucu olarak sofralarımızın ekmeğini, meyvesini, sebzesini üretirler. Yaşamımızı çiftçilerimizin ürettiklerini yiyerek sürdürürüz. Güç şartlar altında çalışan, yorulan çiftçilerimize saygılı olmalıyız. Yiyeceklerimizin her birinde çiftçilerimizin alın teri ve göz nuru olduğunu unutmamalıyız.
Dünya Çiftçiler Günü'nde öğrendiklerimizi unutmayalım. Beslenmemizi sağlamak için her mevsim gece gündüz, yaz kış demeden çalışan çiftçilerimize saygılı olalım.

Evet! Kimselerden duymadığınız bir gün bugün.. Ne Facebook’ta ne haberlerde ne de televizyonlarda görmediniz bunu. Belki bugünün varlığından haberiniz bile yok. Hayır, suç sizde değil. Çiftçisine önem vermeyen ülkemde.. Belki bu yazımı okuyan bir çiftçi olur, belki bir teşekkür alırım; bu beni çok mutlu eder.

Siz, bizlere en zor imkanlarınızla; belki baba mesleği olduğu için, belki bunu istediğiniz için çiftçiliğe devam ettiniz. Bunca zorluğa göğüs gerip, ‘ben çiftçiyim!’ diyebildiniz. Sizleri seviyorum..

..ve kocaman harflerle:

ÇİFTÇİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

Çiftçilerle ilgili şiirler – Çiftçilikle ilgili şiirler

Çiftçi Kardeş

Senin rızkın bundan uzakta durma,
Boşa düşünüpte kendini yorma,
Şükürleri edip ellerden sorma,
Alın terini sil,ciftçi kardeşim.Yazın çalışıpta kışında yersin,
Allah’ı anarak şükür edersin,
Coçuklarını da mutlu görersin,
Alın terini sil ciftçi kardeşim.Mazot almaya da para ederdin,
Bakkal parasını kışın öderdin,
Yüzün gülerek evine dönerdin,
Alın terini sil ciftçi kardeşim.Tohumu ekipte verim beklersin,
Biçerim diye de günler eklersin,
Harman yerlerini sen de yeklersin,
Alın terini sil,ciftçi kardeşim.Tarlaya bir ekip onunu biçtin,
Gönlüne neşeyi o anda seçtin,
Soğuk ayranını hemencek içtin,
Alın terini sil, ciftçi kardeşim.Harman yerlerinde sen de yoruldun,
Tozları yuttukça hâlden soruldun,
Terini sildikçe sen de duruldun,
Alın terini sil, ciftçi kardeşim.Cepte dursun paran boşuna satma,
Kıymet bilmeyipte ateşe atma,
Buğday tanesine arpayı katma,
Alın terini sil,citfçi kardeşim.Ciftçi bayramını beraber anın,
Döktüğün o terler seninde şanın,
Dostlarla bir olun sevilsin canın,
Alın terini sil, ciftçi kardeşim.Mustafa Duyar’da seviyor sizi,
Bayram günleriyle anıyor sizi,
Unu Ekmet edip doyurdun bizi,
Alın terini sil, ciftçi kardeşim.

Şair Kangallımustafa

Yalan Dünya

….çıkınında tohumlarla
gelen çiftçi
umutla ovalara
yaşam taşıyor
bellikiömür tarlasında
umutla gezerken çiftçi
haberli habersiz
çıkınında kendine ölüm taşıyor
halbuki…

Veli Mehmetoğlu

Kayısı Destanı

Gübreledik çapaladık suladık
Çok nazladık toprağını eledik
Dallarını boynumuza doladık
Yaz geldi yan gözle baktı kayısıİlaçlayan çiftçi bakanda çiftçi
Dibine gübreyi dökende çiftçi
Bütün çülesini çekende çiftçi
Alıcıya arka çıktı kayısıAyaklar çatladı nasır tuttu el
Dibine döküldü salladıkça yel
Umudumuz oydu bağlamıştık bel
Amma belimizi büktü kayısıSanmayınki durum iyi haller hoş
Borç kabardı cepler delik cüzdan boş
Bu sene olmadı üretene aş
Yumuşadı cıvıdı aktı kayısıHallerin perişan şaş garibim şaş
Jilet alamadık olmadık traş
Çiftçiyle kayısı tuttu bir güreş
Çiftçiyi meydanda yıktı kayısıYakında gelirler oy istemeye
Gelmezler inşallah temennim bu ya
Üretim fazlaymış çok imiş güya
Sanki daha evel yoktu kayısıBir kere meydana gelmiş bulundu
Yarı olgun ala çakır yolundu
Kimisine diken battı delindi
Sandıkta sepette koktu kayısıYetiştirdik fakat para etmiyor
Bu vaziyet hoşumuza gitmiyor
Ne yapalım yemeklede bitmiyor
Yedikçe mideye çöktü kayısıYeşil sarı bahçeleri donattı
Alıcılar satıcıdan inattı
Cüzdanlara baykuşları tünetti
Kafayı çiftçiye taktı kayısı

Kızlar bu senede evde kalacak
Para yok ne ile çeyiz alacak
Kimler bu yangına engel olacak
Bekarın canını yaktı kayısı

Soğandan büyüktü sanırsın turptu
Alıcılar her gün fiyattan kırptı
Vatandaş kızınca sopayla çırptı
Bu sene çiftçiyi ekti kayısı

Alacaklı her gün kapı çalıyor
Birisi gitmeden bir diğeri geliyor
Garip köylü santim santim ölüyor
Garibin ipini çekti kayısı

Şenerim tükenmez bu gam bu keder
İlgisiz bırakıp ettiler heder
Sandıkla gelenler sandıkla gider
Bunu aklımıza sokktu kayısı

Ahmet Şener

Aslan verir gübreyi Çiftçi diyor çok iyi

Çevre kirliliğini
Önledi Belediye
Çiftçilere veriyor
O gübreyi hediye
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Arıtma Tesisiyle
Çiftçinin yüzü güler
Sunuyor bu hizmeti
Hasan Aslan denen er
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Evet gübre ücretsiz
Çiftçilere bedava
Gerçekten dolmaktadır
Hem çuval hem de kova
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Yüzlerinde mutluluk
Devamlı okunuyor
Kalpler yüz ve ruhumuz
Güzelce dokunuyor
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Arıtma Tesisleri
Çoğu il ve ilçede
Çaylara dökülüyor
Ağlar anne ve dede
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Sadece onlar değil
Balık çevre ve kuşlar
Zehir olur hepsine
Geçirilemez kışlar
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Sevinçli Bafralılar
Anlıyor değerini
Gözleri ve suratı
Esenlik duyar teni
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi
Emek veren çiftçiler
Bilinsin hepsi mutlu
Sorarsanız Hasan’ı
O bilin Türk’ün Oğlu
Aslan verir gübreyi
Çiftçi diyor çok iyi

Hasan Sancak

Çiftçi

Yağmur yağınca gülen
Doluda umutları sönen
Dövende, umut döven
Bizim çiftçi bizim çiftçiBaşakla mutlu olan
Hasatla kutlu olan
Ambarda rengi solan
Bizim çiftçi bizim çiftçiKış boyunca hayal kuran
Yemini Allah, Kur’an
Nutuk atana selam duran
Bizim çiftçi bizim çiftçi

H Yusuf Şahan

Çiftçilikle İlgili hikayeler – Çiftçilerle ilgili hikayeler


Çiftçinin Hikayesi. İbret alınacak türden çok güzel hikayeler burada. Çok güzel bir hikaye. Ne mutlu uygulayabilene. Ask-sevgi.net

Fırtınada Uyuyabilir Misin

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.

Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu.

Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti.

Adamın haline bakıp çiftlik işlerinden anlar mısın? diye sormadan edemedi çiftlik sahibi.
Sayılır dedi adam, fırtına çıktığında uyuyabilirim.

Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar. Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:
Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.

Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı:
Boşverin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya

Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu. Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu.

Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı:
Fırtına çıktığında uyuyabilirim

Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen (dua), maddeten (tedbir) hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz.

Hayatınız boyunca

Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. İkisi De Sarhoşluk Anıdır, Akıl Başta Değildir.


Yaz mevsiminde çiftçinin biri tarlasındaki kuru otları yakıyormuş. Fakat yanan otların içinden garip bir ses geliyormuş:

– Yanıyorum, ne olur kurtarın, kurtarın beni, kurtarın beni!

Çiftçi sesi duymuş. Gitmiş bakmış ki ateşin ortasında bir yılan var. Yılanın göz göre göre yanıp gitmesine gönlü razı olmamış. Hayvandır yazıktır, günahtır, demiş. Gitmiş bir çuval bulmuş, çuvalı bir sırığın ucuna bağlamış, yılanın yanına uzatmış. Yılana:

– Haydi gir içine! demiş.

Yılan girmiş çuvala. Adam kurtarmış yılanı. Tam çuvaldan çıkaracakmış ki yılan adamın boynuna dolanıvermiş.

Çiftçi, insanlık yapıp yılanı yanmaktan kurtarmış kurtarmasına da yılan kurtulunca adama:

– Ben seni sokacağım, demiş.

Çiftçi:

– Ne yaptım ben sana da sokacaksın? demiş.

Yılan:

– İnsanoğlundan hayvanlara fayda gelmez! demiş.

Çiftçi:

– Ne demek, ben seni bile ateşten kurtardım… Her zaman yardım ederim. Hayvanları, korurum, demiş. Yılan ise insanoğlunun karşılıksız hiç bir iş yapmayacağını söylemiş.

Çiftçi:

– Madem bana inanmıyorsun, gel başka varlıklara da soralım, ondan sonra öldür beni, demiş. Yılan çiftçinin bu fikrini kabul etmiş. Yola çıkmışlar, karşılarına ulu bir çınar ağacı çıkmış. Yılan ağaca:

– Ey çınar, insanoğlu karşılıksız bir iş yapar mı?

Çınar dile gelmiş, söylemiş:

– Yapmaz, bizim dalımızı budağımızı keserler, acımadan yakarlar. Eğer çıkarları olmazsa insanoğlu hiç bir şeye değer vermez, demiş.

Yılan, çiftçiye:

– Bak, duydun mu? Çınar ağacı da aynı şeyleri söylüyor. Ben seni öldüreceğim.

Çiftçi yine:

– Dur hele, bir başkasına daha soralım!!! demiş. Yılan yine kabul etmiş çiftçinin teklifini, sonra mandaya sormuşlar aynı soruyu, Manda da:

– İnsanoğlu mu? Bizim sütümüzü sağarlar, yerler, içerler, bize değer vermezler. Kendi hayatlarını bütün hayvanların hayatından değerli tutarlar, rahatları için hayvanları kesmekten öldürmekten kaçınmazlar. Nankördürler onlar, yavrularımızı öldürürler, onların etlerini yerlerken zevk duyarlar. İnsana güven olmaz! demiş.

Yılan çiftçiye, çiftçi de yalvarırcasına yılana bakmış.

Yılan “artık sonun geldi” der gibi dilini çıkarıp çiftçinin gözlerinin içine bakıyormuş. Çiftçi çaresizlik içinde çırpınıyormuş. Ölmek ile yaşamak arasındaki mesafe artık iyice daralmış, ölüm anlık bir mesele haline gelmiş. Çiftçi hayatının sonuna yaklaştığını düşünürken oradan tilki geçiyormuş. Yılana son bir ümitle:

– Bir de tilkiye soralım, ondan sonra ne yapacaksan yap, demiş.

Tilkiye sormuşlar, o da yılana hak vermiş.

– İnsanoğlundan hayvanlara fayda gelmez, demiş. Ardından “Helal olsun sana yılan kardeş, nasıl yaptın da sen bu adamın boynuna sarıldın? Cesursun doğrusu. Cesaretine hayran kaldım. Adamın boynuna nasıl sarıldığını anlatır mısın bana? demiş. Yılan olup bitenleri bir bir anlatmış tilkiye.

Tilki:

– Öyle mi? Ölsem inanamam buna! Bu çuvala girmiş olamazsın! Haydi göster nasıl girdiğini, demiş. Yılan, çiftçinin boynundan ayrılıp böbürlene böbürlene girmiş çuvala.

Tilki heyecanla çiftçiye dönüp:

– Tezce bağla çuvalın ağzını! İyi bağla! diye bağırmış.

Çiftçi çuvalın ağzını bağlamış. Tilki yine, çiftçiye:

– Ez onun başını! Öldür onu, demiş. Adam taşla yılanın başını ezerken kendi sonunu da düşünüyormuş. Acaba tilki ne yapardı çiftçiye? Yılanın öldüğünden emin olunca çiftçi, tilkiye:

– Öldü! demiş. Tilki:

– Sağ ol, o benim yavrularımı ben olmadığım zamanlar sokup öldüren insafsız bir hayvan! Öcümü aldım. Ayrıca senin tavuklar da çok lezzetliymiş. Bu gece iki tanesini daha yedim. Sen olmasan ben ve yavrularım aç kalacağız.

 

 

Kaynak: Deniz Atı, 2. Baskı, Gonca Yayınları, İstanbul-2004


Bir gün padişahlar padişahı av için şehirden uzaklaşmış. Yolda giderken pek çok insanın çalıştığı bir tarla görmüş. Merak edip yanlarına yaklaşmış.

Oradaki insanların arasında yaşı doksanı geçkin bir ihtiyar varmış. Bu ihtiyar toprağa bir şeyler ekiyormuş.

Padişah:

– Ne ekiyorsun ihtiyar? diye sormuş.

İhtiyar çiftçi başını bile kaldırmadan cevap vermiş:

– Baharda yeşermesi için ceviz dikiyorum.

Padişah kahkahayla gülmüş.

– Fakat sen çok ihtiyarsın. Şurada iki günlük ömrün kalmış. Neden uğraşırsın? demiş.

Bunun üzerine ihtiyar başını kaldırmış:

– İnsanlar ekip dikmekle zarar etmezler. Başkaları ektiler; biz yedik. Şimdi de biz ekelim; başkaları yesin, demiş.

Padişah bu cevabı çok beğenmiş. Hemen yanındaki adamına dönerek:

– Bu ihtiyara bir kese altın verin, diye emretmiş.

İhtiyar altınları almış ve:

– Gördünüz mü? demiş, benim ağacım daha büyümeden meyve verdi!

 

Kaynak: blog.penajans.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ